AŞKINLIK HİKAYESİ
Evvel zaman içinde
Kalbur zaman içinde
Henüz hava karanlık
Ve vakit çok erkendi…
Bir deniz
Bir damla
Ususl usul
Masalın içine içine akmaktayken
Ne isem cismen
Düşe kalka
Yola yeni koyuluyordum…
Alacakaranlık bir düş-Ten ibaretti
Terra’da uyanmışlığım,
Ki
Güneş doğduğunda
Yaprağımda eriyecekti
Çiğ damlası yalan-varlığım
Karışırken havaya ve suya
Yıldız tozlarımı serpecektim
-Ayak bastığım- toprağa
Ve
Yaşamın Ateşi
ismen kaybolurken alevlenecekti…
Yok Ol’an VAR-lığımdan
Biliyorum
Yok Ol’dukça VAR Ol’uyordum
Ah derdim
Ne ölümdü ne de doğmaktı
Sonsuzluğumda
Akmak
Akmak
Akmaktı
Durmak ne ölümdü ne de doğum
Ah gülüm
Durmak
Sonsuzlukta hep içine düştüğüm bir iz-düşümdü…
Yansımalar içinde değilmiydik
Evrenden inişlerimizde
Kendimizi SES’in boşluğuna bıraktığımız
Galaksilerde, köşe kapmaca oynar gibi
Bir kovalamacaya düşerdik gölgemizle
Ki
Alevli Dağın hemen eteklerinde buz tutuyorduk
İkiliğin görünüşlerinde…
Ah zaman ahh
Bizi bizden ayıran
Tunami karanlığıydın, gözlerimden yüreğime çöken
İşte bu An’dan sonrası tufan
Ne sen ne de ben
Ne manalar ne anlamlar
Ah tüm -nedenler-
N’eden-sizlerde…
Ki bilselerdi
İncir çekirdeğinde gizlemişlerdi
Neden-siz-leştikçe
Ol’uyordum
Seyr-i seferimde
Velhasıl Sevgili
Şimdi
Ayrılığın en zor dönemecindeyim
Sessiz Yürüyüşün kaç bininci yılında
Yorgun ve bitap düşmüş durumdayım
Kaosun yalanın dolanın içinde
Karanlığın ve çatışmanın zirvesindeyim…
Ol’anlar Ol’uyor…
Terralarda yerler yerinden oynuyor
Ruhlar sarsılıyor
Sahneler dağılıyor ve tekrar kuruluyor
Ah gözümün Nuru
Varlığımın Nedeni
Bilesin ki
Nedensizleştikçe
Yitiriyorum hayalini…
Nasılda isterdim -Sonsuz Bir Aşk Hikayesinde-
Ölümlü Ol’An bir sevgili olmayı
Ki
Bilirdim işte o zaman
Sonsuzlukta
Hercai bir kitabın içindeki öykü adresinde bulunmayı…
Ah Sevgili ah
Şimdi öykümüzün hem içinde hem dışındayım…
Neredeyim?
Ki
Kaygılandırsa da beni
Zaman zaman
İllüzyonların diyarı
Biliyor musun sevgili
Yangınların ve ateşlerin arasından
Hasretime koşmaktayım
Şükürler Ol’sun…
Şimdi burada bildiğimizi biliyorum
Bizi
Sonsuz zamanlar içinde
Habersiz gecelerde nasıl da birlikte öldüğümüzü
Ve karanlığa -birlikteyken- sabahı doğurabildiğimizi…
Dağların-çöllerin-kışların-tipilerin; Bilinmezim
Ki
Hepsi Bizim
Sonsuz Kabul ile
Gece ve gündüzleri, boynuma gerdanlık yaptım
Bize getiriyorum
Seferimden armağan…
Ufkumda usul usul esen
Özgürlüğün kanatlarına
Sana savrulduğum
Rüzgarlara ve fırtınalara,
Hiç görmemiş Tunami gözlerime
IŞIK Ol’uşuna…
Aşkı Sevgiyi hiç bilmemiş
Yüreğimin binyıllık zindanlarında
CAN Ol’uşuna…
Lütfedip üflediğin
Aşk’ın Nefesine
Şükürler Ol’sun
Sonsuz zamansızlıklarda
-Üretebildiğim- düşlerimin
Noktası Ol’dun
Sevgili
ki
Yitirdiğimde seni
Akıp giderim
Düşlerimin elinden
Esip geçerim
Yalçın kayalıklardan
Ve
Hırçın denizlerden…
Duyuyorsun SES’imi
Nedensiz Nedenim
Agnim
Gün-Eş’im
Eğer ki
Sesimiz varsa duymalıyız
Ateş isek yanmalıyız
Işıyorsak Ol’malıyız
Ey Ben deki, sen
Sen de ki, Ben
BİZ
“Zamanların ötesinde
Söz vermiştik,
Şimdi Burada Ol’maya
Ya Ol’mazsan, Ol’amazsan diye”
-Bizi- anlatıyordum
Terra’nın Şafağı sökerken
Yitip gitmekte Ol’An hayaline
Sen ve Ben
Ayrılığa savrulmadan
Sonsuz Aşk’ın Bahçesindeydik
Şimdi burada…
Nefesin, iletsin kalbine SES’imi
Hava henüz karanlık
Ve vakit çok erkendi
Yola yeni koyulmuştum
Ve
Zamanı hatırlamıyordum…
Belki
7 kat zaman 7 kat mekanın, peşrevinde…
Bir ihtimal belki de
7 kat gök 7 kat yerin faslı-n’daydım…
Sonsuz Bir AŞK Hikayesinin…
Kalbur zamanının…..
Evvel zamanı içindendeydim…..
Bir Yok’tum Bir Var’dım……….
Nilgün Nart 05.10.2010
İstanbul / Turkiye
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder